Uyuşturucu Suçlarında Denetimli Serbestlik

Uyuşturucu madde kullanımı, birey ve toplum sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturan, kanunlarımızda özel düzenlemelere tabi tutulmuş bir fiildir. Türk Ceza Adalet Sistemi, uyuşturucu kullanma suçlarında cezalandırmanın yanı sıra, kişiyi tedaviye ve topluma yeniden kazandırmaya yönelik mekanizmaları da ön planda tutmaktadır. Bu mekanizmaların en önemlilerinden biri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 191. maddesi çerçevesinde uygulanan denetimli serbestlik tedbiridir.
İçeriğimizde, özellikle “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçu (TCK m.191) kapsamında uygulanan denetimli serbestlik kurumunu, 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan son değişiklikleri de dikkate alarak, şartları, süresi, yükümlülükleri, ihlal halleri ve Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.
Önemli Bilgilendirme: Yasal düzenlemeler ve yargı kararları sürekli güncellenmektedir. Kişisel hukuki durumunuzla ilgili en doğru ve güncel bilgi için mutlaka bir ceza avukatına danışmanız büyük önem taşır.
Uyuşturucu Kullanma Suçlarında Denetimli Serbestlik Nedir? (TCK Madde 191)
TCK Madde 191 kapsamında düzenlenen denetimli serbestlik; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan şüpheli hakkında, cezalandırılmak yerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararıyla birlikte veya bazı durumlarda kovuşturma aşamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla birlikte, toplum içinde denetim ve takibinin yapıldığı, iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amacıyla belirli yükümlülükler ve yasaklar getirilerek denetlendiği özel bir hukuki süreçtir (Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.4/f). Bu tedbir, yalnızca TCK m.191’de tanımlanan “kullanma veya bulundurma” suçu açısından uygulanır. Uyuşturucu madde ticareti (TCK m.188) veya uyuşturucu kullanılmasının kolaylaştırılması (TCK m.190) gibi suçlarda, TCK m.191’de yer alan bu özel denetimli serbestlik tedbiri uygulanamaz. Bu suçlar için denetimli serbestlik, ancak genel infaz hukuku (CGTİHK m.105/A) koşulları oluştuğunda ve cezanın infazı aşamasında gündeme gelebilir ki bu, TCK m.191’deki uygulamadan farklıdır.
TCK Madde 191’in Güncel Hali (7445 Sayılı Kanun Değişikliği Sonrası)
TCK Madde 191, 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun ile önemli değişikliklere uğramıştır. Maddenin güncel ve ilgili fıkraları şöyledir:
“(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
“(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.”
“(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.”
“(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
hâlinde, hakkında kamu davası açılır.”“(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.”
“(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.”
“(8) Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.”
Soruşturma Aşamasında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ve Denetimli Serbestlik
TCK Madde 191 kapsamındaki bir suç şüphesiyle soruşturma başlatıldığında, Cumhuriyet savcısı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 171. maddesindeki genel şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Bu karar, şüpheliye tebliğ edilir ve ihlal durumunda doğacak sonuçlar konusunda uyarılır.
Erteleme süresi boyunca şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün teklifi veya Cumhuriyet savcısının resen kararıyla altışar aylık periyotlarla en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Dolayısıyla, denetimli serbestlik süresi toplamda en fazla üç yıl olabilir (1 yıl + 2 yıl uzatma). Bu süre içinde kişi, tedaviye tabi tutulabilir ve yılda en az iki kez uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için teste gönderilir.
Denetimli serbestlik kararı verildiğinde, şüpheli pasif bir bekleme sürecine girmez; aksine, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hazırlanan aktif bir plana dahil edilir. Şüpheli, belirlenen tarihlerde müdürlüğe giderek imza atmak, rehberlik ve iyileştirme amaçlı bireysel görüşmelere veya grup çalışmalarına katılmak gibi yükümlülükleri yerine getirir. Bu süreç, kişinin topluma yeniden entegrasyonunu sağlamayı hedefler ve bir bütün olarak uyuşturucu denetimli serbestlik programı olarak adlandırılır. Programın gereklerine uymamak, ihlal nedeni sayılarak dosyanın yeniden savcılığa gönderilmesine yol açabilir.
Şüpheli, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde, kararı veren savcılığın bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edebilir (CMK m.173/1).
Denetimli Serbestlik Tedbirinin İhlali ve Sonuçları
Denetimli serbestlik tedbiri uygulanırken aşağıdaki fiillerin işlenmesi halinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak şüpheli hakkında kamu davası açılır (TCK m.191/4):
- Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi: Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre “ısrar”, yükümlülüklerin veya tedavinin gereklerinin en az iki kez ihlal edilmesi anlamına gelir. Şüpheliye usulüne uygun tebligatlar yapılması ve uyarılmasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi gerekir (Örn: Yargıtay 10. Ceza Dairesi K.2016/1761).
- Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması.
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması.
TCK m.191/5’e göre, erteleme süresi içinde kişinin tekrar TCK m.191 kapsamındaki bir suçu (kullanma, bulundurma vb.) işlemesi, ihlal nedeni sayılır ve bu yeni fiil için ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılmaz; sadece mevcut erteleme kararı kaldırılarak ilk suçtan dolayı kamu davası açılır. Ancak, TCK m.191/6 uyarınca, bu şekilde kamu davası açıldıktan sonra, kişi tekrar TCK m.191 kapsamındaki bir suçu işlerse, bu yeni suç için artık kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez; doğrudan soruşturma ve kovuşturma yapılır. Yani, bu özel erteleme ve denetimli serbestlik mekanizması bir kişi için esasen bir kez uygulanabilir.
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, şüpheliye tebligat yaparak 10 gün içinde müdürlüğe başvurmasını ister. Başvurulmaması veya program başladıktan sonra iki kez ihlal edilmesi durumunda dosya savcılığa gönderilir ve kamu davası açılabilir.
Erteleme süresi zarfında yükümlülüklere uyulması ve yasakların ihlal edilmemesi halinde ise şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) verilir (TCK m.191/7).
Kovuşturma Aşamasında Uyuşturucu Kullanma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Bazı durumlarda, TCK m.188 (uyuşturucu ticareti) veya TCK m.190 (kullanılmasını kolaylaştırma) suçlarından açılan bir ceza davasının yargılaması sırasında, fiilin aslında TCK m.191 kapsamındaki kullanma veya bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşılabilir. Bu durumda, TCK m.191/8 gereğince, mahkeme sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermek zorundadır. Bu, CMK m.231’deki genel HAGB şartları aranmaksızın uygulanan özel bir HAGB türüdür.
Bu özel HAGB kararının açıklanması (yani hükmün infaz edilmesi) ancak denetim süresi içinde sanığın tekrar TCK m.191 kapsamındaki bir suçu işlemesi (kullanma, bulundurma vb.) veya TCK m.191/4-a’daki yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi halinde mümkündür. Denetim süresi içinde başka tür bir suç (örneğin hırsızlık, trafik güvenliğini tehlikeye sokma) işlenmesi, bu özel HAGB kararının açıklanmasını gerektirmez.
Yargıtay Kararlarında Öne Çıkan Hususlar:
Yargıtay, TCK m.191 uygulamalarında özellikle aşağıdaki noktalara dikkat çekmektedir:
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ve denetimli serbestlik yükümlülüklerinin şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmesi ve kararın kesinleşmesinin beklenmesi zorunluluğu.
- Yükümlülüklere uymamakta “ısrar” koşulunun gerçekleşmesi için şüpheliye uyarı içeren ikinci bir tebligat yapılması ve buna rağmen uyulmaması gerektiği.
- Erteleme süresi içinde TCK m.191 kapsamındaki yeni bir fiilin ihlal nedeni sayılacağı, ancak ayrı bir soruşturma konusu yapılmayacağı.
- Kovuşturma şartı olan “ısrar” koşulu gerçekleşmeden kamu davası açılmışsa, mahkemenin CMK m.223/8 uyarınca “durma kararı” vererek infazın sonucunu beklemesi gerektiği.
Uyuşturucu Suçlarında Denetimli Serbestlik ve Avukat Desteğinin Önemi
Uyuşturucu suçları ve TCK Madde 191 kapsamında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik süreci, kişinin geleceği açısından kritik öneme sahip hukuki prosedürler içerir. Bu süreçte haklarınızı tam olarak bilmek, yükümlülükleri doğru anlamak ve olası ihlallerden kaçınmak için bir ceza avukatından profesyonel destek almak büyük önem taşır. Avukatınız;
- Soruşturma aşamasından itibaren haklarınızı korur ve süreç hakkında sizi bilgilendirir.
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararlarına karşı itiraz hakkınızın kullanılmasında size yol gösterir.
- Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile olan süreçlerde ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinde danışmanlık sağlar.
- Olası bir ihlal durumunda veya kamu davası açılması halinde etkin bir savunma stratejisi geliştirir.
- Yargılama sırasında suç vasfının değişmesi (örneğin TCK 188’den 191’e) gibi durumlarda lehinize olan hükümlerin (özel HAGB gibi) uygulanmasını talep eder.
Uyuşturucu suçlarıyla ilgili bir soruşturma veya kovuşturma ile karşı karşıyaysanız ya da denetimli serbestlik süreci hakkında endişeleriniz varsa, alanında deneyimli bir avukattan hukuki yardım almanız, hak kaybı yaşamanızı önleyebilir ve sürecin sizin için en adil şekilde sonuçlanmasına katkıda bulunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Uyuşturucu Denetimli Serbestlik Kaç Yıl Sürer?
TCK Madde 191 uyarınca, uyuşturucu kullanma suçlarında verilen denetimli serbestlik süresi standart olarak asgari bir (1) yıldır. Ancak, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün teklifi veya Cumhuriyet savcısının gerekli görmesi halinde bu süre, altışar aylık dönemlerle uzatılabilir. Bu uzatma süresi toplamda iki (2) yılı geçemez. Dolayısıyla, bir kişi için uyuşturucu suçundan dolayı uygulanacak denetimli serbestlik süresi, uzatmalarla birlikte en fazla üç (3) yıl olabilir.
Sonuç
TCK Madde 191 kapsamında düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri, uyuşturucu kullanma suçlarında kişilere tedavi olma ve topluma yeniden kazandırılma imkanı sunan önemli bir hukuki kurumdur. Bu süreç, belirli yükümlülüklere uyulmasını ve yasalara saygılı bir yaşam sürülmesini gerektirir. Gerek soruşturma aşamasındaki erteleme kararı ve denetimli serbestlik, gerekse kovuşturma aşamasında gündeme gelebilecek özel HAGB uygulamaları, dikkatle takip edilmesi gereken karmaşık hukuki detaylar içerir. Bu nedenle, bu tür bir durumla karşılaşan bireylerin haklarını tam olarak bilmeleri ve süreç boyunca uzman bir avukattan destek almaları büyük önem taşımaktadır.
Avukat Görkem Demircan, 1993 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde doğmuştur. Hukuk Fakültesini tam burslu ve onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır.
Avukat Görkem Demircan, avukatlık stajını yoğunluklu olarak ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışarak tamamlamıştır.
Ankara Barosu nezdinde 39533 sicil numarası ile serbest AVUKAT olarak çalışmaktadır.
Özellikle ceza hukuku ve aile hukuku alanında uzmanlaşmak adına yoğunluğunu bu alanlara vermiştir. Yaklaşık 5 yıldır fiili olarak avukatlık mesleğini icra etmektedir.
