Suç Uydurma Suçu ve Hukuki Cezaları Güncel 2025
Suç uydurma suçu, Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 271’de düzenlenmiştir ve gerçek olmayan bir suçu hukuki mercilere bildirmek olarak tanımlanır. Suç uydurma suçu ve cezaları, yasada ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, adaletin yanlış yönlendirilmesi sonucunda ciddi yaptırımlar içerir.
Suç uydurma suçu işlenirken, kişi, polis, jandarma veya savcılık gibi yetkili mercilere olmayan bir suçu işlenmiş gibi bildirir. Bu ihbarın yapılması, hukukun meşgul edilmesine yol açar. Suçun işlendiği iddiasıyla oluşturulan sahte deliller, “maddi suç uydurma” olarak adlandırılır. Maddi suç uydurma, gerçekte var olmayan bir olay için delillerin üretilmesi anlamına gelir.

Suç Uydurma Suçunun Tanımı ve Unsurları
İki temel şekilde işlenebilir:
- Suçun işlenmediği bir olayı yetkililere ihbar etmek.
- Gerçekleşmemiş bir olay için sahte delil üretmek ve bunu sunmak.
TCK madde 271 kapsamında, suç uydurma suçu, “soyut tehlike suçu” olarak kabul edilir. Yani, bir kişinin zarar görmesi veya mağduriyet yaşaması zorunlu değildir. Önemli olan, hukuki süreçlerin haksız yere başlatılması ve adalet mekanizmasının yanlış bilgilendirme sonucu meşgul edilmesidir.
Suç Uydurma Suçu ve İftira Arasındaki Temel Farklar
Suç uydurma suçu ile iftira suçu arasında önemli farklar bulunur. İftira suçunda, kişi ya da kişilere yönelik hukuka aykırı fiillerin isnat edilmesi amaçlanır. Amaç, ilgili kişilerin savcılık soruşturması geçirmesi ya da idari yaptırımlara maruz kalmasıdır. İftira suçu, kişinin bilerek ve isteyerek yanlış beyanda bulunması sonucu diğer kişiye zarar vermek amacı taşır.
Örneğin, bir esnafın mallarını kaldırıma dizdiği yalanıyla belediyeye şikayet edilip ceza alması, iftira suçuna örnek teşkil eder. Suç uydurma suçu ise, gerçek bir kişiyi hedef almaksızın, sadece hukuki makamların meşgul edilmesi amacıyla olmayan bir suç ihbarında bulunulmasıdır. İftira suçunda bir kişi zarar görüp ceza alırken, suç uydurma suçunda böyle bir sonuç gerekmeyebilir.
Suç Uydurma Suçunun Cezası Ne Kadar?
TCK madde 267’de, iftira suçu adliyeye karşı işlenen suçlar kapsamında ele alınır. Bu maddeye göre iftira suçu işleyenler, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, iftiradan kaynaklanan tüm maddi zararlar, iftira atan kişiden tahsil edilir. İftira suçu kapsamında, mağdur olan kişinin ve adli makamların uğradığı zararların giderilmesi şarttır.
Eğer iftiradan dolayı mağdur olan kişi müebbet hapis cezası almışsa, iftirayı atan kişi için yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suç mağduru gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa ve daha sonra mahkeme tarafından suçsuz olduğu ortaya çıkmışsa, iftirayı atan kişinin cezası yarı oranında artırılır.
TCK Madde 271: Suç Uydurma Suçunun Cezası
TCK madde 271’e göre suç uydurma suçu şu şekilde cezalandırılır:
“Madde 271- (1) İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir.”
Bu maddeye göre, suç uydurma suçunu işleyen kişiye üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür. Suçun, yetkili makamlara bildirilmesi veya sahte delillerin hazırlanması suretiyle soruşturma başlatılması gibi eylemler, suç uydurma kapsamına girer.
Yalan Tanıklık ve Cezaları
Eğer kişi, yalan tanıklık yaparak suçu işlemişse, TCK madde 272 devreye girer:
“Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
Mahkeme huzurunda veya yetkili kişiler önünde yalan tanıklık yapan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası alır. Eğer yalan tanıklık yapılan suç, üç yıldan fazla hapis cezası gerektiriyorsa, bu durumda iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Aleyhine tanıklık yapılan kişi gözaltına alınmışsa veya tutuklanmışsa, yalan tanıklık yapan kişinin cezası artırılabilir.
Üstsoy ve Akrabalar Tarafından İşlenen Suçlar
Kişinin üstsoyu, altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından işlenmişse, bu kişilere verilecek ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak mağdurun şikayetinden vazgeçmesi durumunda, bu cezalar indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.
Eğer yalan tanıklık yapan kişi, mağdurun ceza almamasını sağlamak için gerçeği söylemişse, bu kişilere ceza verilmez. Kanun bu durumu etkin pişmanlık olarak tanımlamaktadır ve etkin pişmanlık gösteren kişilerin cezasında indirim yapılır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Cezanın Ertelenmesi
Suç uydurma suçu için hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Hakim, suçun hafifliği ve suçu işleyen kişinin pişmanlığı gibi faktörleri göz önüne alarak cezanın açıklanmasını geri bırakabilir. Bu durumda, suçlu belirli bir süre boyunca suç işlemezse, dava düşer ve ceza infaz edilmez.
Cezanın ertelenmesi ise, mahkemenin verdiği kararla ceza alan kişinin cezasının, hapishanede uygulanmamasıdır. Şartlı olarak cezanın ertelenmesi, kişinin denetimli serbestlik altında toplumda yaşamasına imkan tanır.
Şikayet ve Zamanaşımı Süresi
Savcı tarafından kendiliğinden soruşturulacak suçlar arasında yer aldığından şikayete tabi değildir. Yani, mağdurun şikayeti olmaksızın da bu suçla ilgili soruşturma başlatılabilir.
Zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Bu süre boyunca suçla ilgili dava açılabilir ve yargılama yapılabilir. 8 yılın dolması halinde, dosya zaman aşımına uğrar ve soruşturma yapılamaz.
Suç Uydurma Suçu Hangi Mahkemede Görülür?
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülür. Bu mahkemede, suçun unsurları ve delilleri değerlendirilerek karar verilir. Eğer suçun niteliği veya cezalandırma gerekliliği hakkında şüpheler varsa, mahkeme uzman görüşü veya ek deliller talep edebilir.
Suç uydurma suçu, bir kişinin gerçekte var olmayan bir suçu yetkili makamlara bildirmesi veya iftira atarak suç isnat etmesi durumunda ortaya çıkar. Bu suç, hukuki olarak ciddi yaptırımlara ve cezalara tabi tutulur. Suç uydurma suçundan yargılanan kişiler için hukuki sürecin doğru yönetilmesi büyük önem taşır. Bu noktada, bir ceza avukatı, müvekkilinin haklarını korumak ve adil bir yargılama sürecini sağlamak için devreye girer. Ceza avukatının deneyimi, müvekkilin savunmasının en etkin şekilde yapılmasına katkı sağlar ve hak kayıplarının önüne geçer.
Hukuki cezalar ve yaptırımlar, suç uydurma suçunun ağırlığına göre değişiklik gösterebilir. Özellikle, suç isnadı ve iftira gibi durumlarda verilecek cezaların belirlenmesi, yargı sürecinde dikkatle ele alınmalıdır. Bu süreçte, bir ceza avukatı, müvekkilinin savunma stratejisini belirler ve doğru kanıtların sunulmasını sağlar. Suçun yasal çerçevesi içinde değerlendirilmesi, ceza avukatının uzmanlığı ile müvekkilin lehine sonuçlanabilecek etkili bir savunma sağlar. Böylelikle, yargı süreci müvekkil açısından en az zararla atlatılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
- Suç uydurma suçunun cezası nedir?
- İişlenmeyen bir suçu yetkili makamlara bildirmek veya sahte delil hazırlamak suretiyle işlenir. Bu durumda, üç yıla kadar hapis cezası verilebilir.
- Suç uydurma ile iftira arasındaki fark nedir?
- Suç uydurma, gerçek olmayan bir suçu bildirerek adalet mekanizmasını yanıltmayı içerir. İftira ise belirli bir kişiye karşı sahte suç isnadıyla o kişinin cezalandırılmasını sağlamayı amaçlar.
- Suç uydurma suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
- Suç uydurma suçunda zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içinde soruşturma yapılabilir ve dava açılabilir.
- Suç uydurma suçu şikayete tabi midir?
- Hayır, şikayete tabi değildir. Savcılar, bu suçu resen soruşturur ve dava açabilirler.
- Suç uydurma suçu için hangi mahkemede yargılama yapılır?
- Suç uydurma suçu, Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanır ve bu mahkeme suçun cezasını belirler.
Avukat Görkem Demircan, 1993 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde doğmuştur. Hukuk Fakültesini tam burslu ve onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır.
Avukat Görkem Demircan, avukatlık stajını yoğunluklu olarak ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışarak tamamlamıştır.
Ankara Barosu nezdinde 39533 sicil numarası ile serbest AVUKAT olarak çalışmaktadır.
Özellikle ceza hukuku ve aile hukuku alanında uzmanlaşmak adına yoğunluğunu bu alanlara vermiştir. Yaklaşık 5 yıldır fiili olarak avukatlık mesleğini icra etmektedir.
